İzmir’de Barınma Krizi: Kiralar 7 Yılda 20 Kat Arttı
İZPA’nın “Mercek İzmir” araştırması, İzmir’de barınma krizini gözler önüne serdi. İstanbul’un ardından Türkiye’nin en pahalı ikinci ili olan İzmir’de bazı ilçelerde kiralar son 7 yılda 20 kat arttı.
İzmir Büyükşehir Belediyesi iştiraki İzmir Planlama Ajansı (İZPA), “Mercek İzmir – İyi Olma Hali: İzmir’de Barınma Hakkı Politika Notu” başlıklı raporunu kamuoyuna sundu. Raporda, ekonomik krizin kentteki en yakıcı yüzünün barınma sorunu olduğu vurgulandı.
İyi Olma Halinin Merkezinde Barınma
Çalışmada barınmanın yalnızca bir konutta yaşamak değil; erişilebilir, uygun fiyatlı, kapsayıcı, dayanıklı ve nitelikli konutlarda yaşamayı ifade ettiği belirtildi. Konutun bulunduğu çevre, sosyal donatılara erişim ve sürdürülebilir ilişkiler de barınmanın ayrılmaz parçası olarak tanımlandı.
Konut Harcamalarında İzmir İkinci Sırada
TÜİK verilerine göre konut harcamalarında İstanbul’un ardından İzmir 143,9 endeks değeriyle Türkiye’nin en pahalı ikinci ili oldu. Aydın, Denizli, Muğla 122,7 ile üçüncü sırada yer alırken, Ankara 121,6 ile dördüncü oldu.
Kira Gelir Oranları İki Katına Çıktı
2025 itibarıyla iki asgari ücretle çalışan dört kişilik bir hanenin aylık toplam geliri 44 bin 208 TL olarak hesaplandı. Barınma hakkı kapsamında kira için ayrılabilecek azami tutar 13 bin 262 TL iken, İzmir’in 11 merkez ilçesinde 100 metrekarelik bir konutun ortalama kira bedeli 25 bin 820 TL’ye ulaştı. Bu rakam, uygun fiyatlı barınma kriterinin yaklaşık iki katı.
Son 7 Yılda Baş Döndüren Artış
2018–2025 arasında kira artışları dikkat çekici boyutlara ulaştı. Narlıdere’de 23 kat, Güzelbahçe’de 21 kat, Karşıyaka ve Balçova’da 20 kat kira artışı yaşandı. Bu durum, barınma maliyetlerinin bireylerin yaşam kalitesi, sosyal adalet ve mekânsal bütünlük üzerinde doğrudan etkili olduğunu ortaya koydu.
Sonuç
Rapora göre İzmir’de barınma maliyetlerindeki artış, özellikle asgari ücretli ve sabit gelirli haneler için barınma hakkına erişimi güçleştiriyor. Barınma krizi, yalnızca bireysel refahı değil; kentte sosyal adalet, yaşam kalitesi ve mekânsal bütünlüğü de tehdit ediyor.